Anayasa Mahkemesi'nden Bireysel Başvuruya İlişkin Yeni Karar
Mahkemenin son kararı, ifade özgürlüğü başvurularında yeni bir yaklaşım sunuyor.
Avukat Ceren Sümer Cilli - 10.04.2026
Avukat Ceren Sümer Cilli - 08.04.2026
Taslak metin, fazla mesai ve uzaktan çalışma maddelerinde önemli yenilikler içeriyor.
Türk iş hukuku, küresel ekonominin dinamiklerini ve değişen çalışma alışkanlıklarını yakalamak amacıyla sürekli bir evrim içerisinde. Bu kapsamda, milyonlarca işçi ve işvereni doğrudan ilgilendiren yeni İş Kanunu değişiklik taslağı kamuoyuna sunularak çalışma hayatında önemli bir tartışma ve beklenti dönemi başlatmıştır. 2026 yılı güncelliğinde ele aldığımız bu taslak metin, özellikle fazla mesai uygulamaları ve uzaktan çalışma düzenlemeleri başta olmak üzere birçok alanda köklü değişiklikler öngörmektedir. hukukportali.com olarak, bu tarihi dönüşümün detaylarını sizler için inceliyor, taslağın getireceği yenilikleri ve Yargıtay içtihatları ışığındaki muhtemel etkilerini değerlendiriyoruz.
Yeni İş Kanunu değişiklik taslağının hazırlanmasındaki temel motivasyon, günümüz çalışma hayatının geleneksel yapısının dijitalleşme, esnek istihdam modelleri ve küresel rekabet gibi faktörlerle uyumsuzluk göstermesidir. Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri doğrultusunda, çalışma mevzuatının modern gereksinimlere adaptasyonu hedeflenmektedir. Bu taslak, işçi haklarını koruyarak iş gücü piyasasına “güvenceli esneklik” (flexicurity) kazandırmayı amaçlamaktadır.
Taslak metnin genel gerekçeleri arasında, işçi-işveren ilişkilerindeki uyuşmazlıkların azaltılması, istihdamın teşvik edilmesi, kayıt dışı istihdamla mücadele ve özellikle gençlerin, kadınların ve engelli bireylerin iş gücüne katılımının artırılması gibi hedefler bulunmaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, bu düzenlemelerin meslek örgütleri ve sendikalarla istişare edilerek TBMM gündemine taşınacağını belirtmiştir.
Fazla mesai, Türk iş hukukunda hem işçilerin hakları hem de işverenlerin yükümlülükleri açısından en sık uyuşmazlık konusu olan alanlardan biridir. Yeni taslak, bu alandaki belirsizlikleri gidermeyi ve uygulamada karşılaşılan sorunlara çözüm getirmeyi hedeflemektedir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun mevcut düzenlemesine göre, haftalık 45 saati aşan çalışmalar “fazla çalışma” olarak kabul edilmekte ve bu süreyi aşan her saat için normal saatlik ücretin %50 fazlası ödenmektedir. İş sözleşmelerinde haftalık çalışma süresi 45 saatin altında belirlenmişse, bu süre ile 45 saat arasındaki çalışmalar ise “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılır ve saat başına %25 artırımlı ücret ödenmesi esastır. Taslak metinde, haftalık 45 saatlik genel çalışma süresi ve yıllık 270 saatlik fazla mesai sınırı korunmaktadır. Ancak, bu sınırın aşılması durumunda işveren aleyhine doğacak sonuçlar ve işçinin hakları daha net bir şekilde düzenlenmektedir. Yüksek Mahkeme, 270 saat sınırını aşan fazla mesai durumlarında işverenin kusurlu olduğunu ve işçiye ek tazminat ödemesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Fazla mesai alacaklarının ispatı, işçi-işveren uyuşmazlıklarının büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Yargıtay, fazla mesai yaptığını iddia eden işçinin bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu belirtmekle birlikte, iş yeri kayıtları, giriş-çıkış belgeleri, iş yeri iç yazışmaları ve tanık beyanlarının delil niteliğinde olduğunu kabul etmektedir.
Yeni taslak, fazla mesai ispatında dijitalleşmenin ve teknolojik kayıtların önemini daha da artıracak düzenlemeler içerebilir. Yargıtay'ın güncel içtihatları da bu yöndeki gelişmeleri desteklemektedir. Örneğin, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2025/6216 Esas, 2025/7422 Karar sayılı ve 06.10.2025 tarihli kararı, üçlü vardiya düzeninde fiilen fazla mesai yapılmasının mümkün olmadığına dikkat çekerek, bu düzenin aşılmadığının işveren tarafından ispatlanması gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, işverenin kayıt tutma ve ispat yükümlülüğünü pekiştirmektedir. Bir diğer güncel karar ise, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17 Ocak 2026 tarihli 2025/4040 Esas sayılı kararıdır. Bu kararda, işçinin haklı fesih iddiasıyla kıdem tazminatı talebinde, zamanaşımına uğramış dönemler için dahi "ödenmeyen fazla mesai/UBGT (Ulusal Bayram ve Genel Tatil) ücreti var mı?" sorusunun haklı fesih yönünden araştırılmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Bu durum, fazla mesai alacaklarının zamanaşımına uğramış olsa bile işçinin diğer haklarını etkileyebileceğine işaret etmektedir.
Ayrıca, Yargıtay'ın 17 Eylül 2025 tarihli emsal niteliğindeki kararı, işçilerin fazla mesai saatleri doğru yazılmadıysa maaş bordrolarını imzalamamaları gerektiği yönünde uyarılarda bulunmuştur. Bu karar, imzalı bordronun sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğinde olduğunu ancak sahteliği ispatlandığında veya tanık beyanları ile desteklendiğinde durumun değişebileceğini ortaya koymuştur. Bu tür kararlar, taslak metnin fazla mesai kayıtları ve ispat yükümlülükleri konularında daha şeffaf ve bağlayıcı hükümler getirebileceğini düşündürmektedir.
Pandemi döneminde bir kriz yönetimi aracı olarak hayatımıza giren uzaktan çalışma, 2026 yılı itibarıyla mevzuatta çok daha detaylı, öngörülebilir ve güvenceli bir şekilde yerini almaktadır. Yeni taslak ve beklenen "Uzaktan ve Esnek Çalışma Yönetmeliği" bu alanda kapsamlı bir sistematiği hedeflemektedir.
Mevcut Uzaktan Çalışma Yönetmeliği (2021 tarihli), uzaktan çalışmayı "işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçları ile işyeri dışında yerine getirmesi" olarak tanımlamaktadır. Yeni düzenlemelerle bu tanımın daha da genişletilmesi ve farklı esnek çalışma modellerini (hibrit, platform bazlı istihdam vb.) kapsayacak şekilde güncellenmesi beklenmektedir.
Özellikle uzaktan çalışma ilişkisinin kurulmasında yazılılık şartı, ispat kolaylığının ötesinde bir geçerlilik (sıhhat) şartı niteliği taşımaktadır. Taslak metinde, uzaktan çalışma sözleşmelerinin asgari olarak içermesi gereken unsurlar daha spesifik hale getirilmiştir. Bu, hem işçi hem de işveren için hukuki güvenliği artıracak bir adımdır.
Yeni düzenlemeler, uzaktan çalışmada işveren ve işçi yükümlülüklerini daha net tanımlamaktadır. İşverenin uzaktan çalışanlara ekipman temini, iletişim desteği, veri koruma ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri konusundaki sorumlulukları üzerinde durulmaktadır. Bu, uzaktan çalışmanın yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan yeni riskleri ve ihtiyaçları karşılamayı amaçlamaktadır. İşçilerin ise, belirlenen kurallara uyma, verilen ekipmanları özenle kullanma ve veri güvenliğine dikkat etme gibi yükümlülükleri daha somutlaştırılmaktadır.
Bakan Işıkhan'ın açıklamalarına göre, özellikle gençler, kadınlar ve engelli bireyler için "part-time" çalışma modelinin hazırlıkları tamamlanmış ve yasal prosedürler meslek örgütleri ile sendikaların görüşüne sunulmuştur. Bu yeni yarı zamanlı çalışma modeli, istihdamı daha esnek hale getirerek farklı demografik grupların iş gücüne katılımını kolaylaştırmayı hedeflemektedir.
Yargıtay, uzaktan çalışmayla ilgili somut davalarda, iş sözleşmesinin esaslı unsurlarına ve işçinin korunması ilkesine odaklanmaktadır. Uzaktan çalışma, 2021 tarihli yönetmelikle detaylandırılmış olsa da, iş kazaları, denetim mekanizmaları ve performans değerlendirmeleri gibi konularda henüz yerleşik bir Yargıtay içtihadı tam olarak oluşmamıştır. Taslak metin, bu tür hukuki boşlukları doldurarak gelecekteki uyuşmazlıkların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Özellikle iş kazası ve meslek hastalığı durumlarında sorumluluğun nasıl belirleneceği, uzaktan çalışmanın doğası gereği daha kompleks bir hal alabilmektedir. Yeni düzenlemelerin bu karmaşıklığı giderici hükümler içermesi beklenmektedir.
İş Kanunu değişiklik taslağı, fazla mesai ve uzaktan çalışma dışında da Türk çalışma hayatını etkileyecek önemli başlıklar içermektedir.
Taslağın en çok konuşulan maddelerinden biri, kıdem tazminatı sisteminde öngörülen değişikliklerdir. Mevcut sistemde işveren kasasında duran kıdem tazminatının, bir “fon” sistemine dönüştürülmesi gündemdedir. Bu modelde, işverenlerin işçiler adına belirli bir fon hesabına her ay katkı payı yatırması planlanmaktadır. Ancak, bu değişikliğin mevcut çalışanların kazanılmış haklarını etkilemeyeceği, "kazanılmış hakların korunması" ilkesi gereği, yasanın çıktığı tarihe kadar olan kıdem tazminatı haklarının eski sistemde güvence altında kalmaya devam edeceği vurgulanmaktadır. Ocak 2026'da yayımlanan 7573 sayılı Kanun ile "Kıdem Tazminatı Rücusundan Vazgeçilmesi" gibi konuların da mevzuata girmesi, bu alandaki hareketliliğin bir göstergesidir.
24 Temmuz 2025 tarihli ve 7555 sayılı Kanun değişikliği kapsamında, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 109. maddesinde önemli bir yenilik yapılmıştır. Buna göre, iş ilişkisinde yapılacak bildirimlerin yalnızca yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta (KEP) sistemi üzerinden yapılması zorunlu hale gelmiştir. Özellikle iş sözleşmesinin feshi sonucunu doğuracak bildirimlerin her durumda yazılı yapılması gerekmektedir. KEP sisteminin kullanımına ilişkin maliyetlerin ise işveren tarafından karşılanması zorunluluğu getirilmiştir. Bu düzenleme, iş ilişkilerinde ispat sorunlarını azaltmayı ve hukuki güvenliği artırmayı amaçlamaktadır.
Hükümet, işverenlerin üzerindeki yükü hafifletmek ve istihdamı korumak amacıyla 2026 yılında da asgari ücret desteğini sürdürmeyi planlamaktadır. Kanun teklifi bilgileri arasında, 2026 yılı için işverenler için asgari ücret desteğinin günlük 42,33 Türk lirası, aylık ise 1.270 Türk lirası olarak uygulanması öngörülmektedir. Bu destek, özellikle KOBİ'ler için önemli bir maliyet avantajı sağlayarak istihdamın sürdürülebilirliğine katkıda bulunacaktır.
Kamuoyuna sunulan İş Kanunu değişiklik taslağı, Türk çalışma hayatının geleceğini şekillendirme potansiyeli taşımaktadır. Getirilen düzenlemeler, işçi ve işverenler arasındaki dengeyi günümüz koşullarına uygun hale getirmeyi, iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu esnekliği sağlarken işçi haklarını da güvence altına almayı hedeflemektedir.
Bu değişiklikler, işverenlerin insan kaynakları politikalarını, iş sözleşmelerini ve çalışma modellerini yeniden gözden geçirmelerini gerektirecektir. İşçiler için ise haklarının daha şeffaf ve güvenceli bir zemine oturtulması anlamına gelmektedir. Özellikle uzaktan çalışmanın yasal çerçevesinin netleşmesi, işçilerin evden veya farklı lokasyonlardan çalışırken sahip olacakları hakları ve maruz kalabilecekleri riskleri daha iyi anlamalarını sağlayacaktır. hukukportali.com olarak, bu sürecin her aşamasını yakından takip ederek, mevzuat değişiklikleri ve Yargıtay kararları hakkında güncel ve doğru bilgileri sizlere sunmaya devam edeceğiz.
İş Kanunu değişiklik taslağı, Türkiye'nin değişen çalışma dinamiklerine uyum sağlama çabasının önemli bir göstergesidir. Fazla mesai ve uzaktan çalışma gibi kritik konulara getirilen yeni düzenlemeler, işçi ve işverenler için daha öngörülebilir ve adil bir çalışma ortamı yaratma potansiyeli taşımaktadır. Bu süreçte, tüm paydaşların yasal gelişmeleri yakından takip etmesi ve mevzuata uyum sağlamak için gerekli adımları atması büyük önem taşımaktadır.
Yazan: Avukat Ceren Sumer Cilli
Yazar
Avukat Ceren Sümer CilliKıdemli Hukuk Editörü
Hukukportali.com için güncel mevzuat, içtihat ve uygulama odaklı içerikler üretir.
Mahkemenin son kararı, ifade özgürlüğü başvurularında yeni bir yaklaşım sunuyor.
Avukat Ceren Sümer Cilli - 10.04.2026
Kurul kararlarında veri güvenliği ihlalleri öne çıkıyor.
Avukat Ceren Sümer Cilli - 05.04.2026