ANALIZ

Uzaktan Çalışma Sözleşmelerinde Güncel Riskler

Avukat Ceren Sümer Cilli - 24.03.2026

Taslak düzenleme ışığında işveren ve çalışan açısından kritik noktalar.

Uzaktan Çalışma Sözleşmelerinde Güncel Riskler

Dijitalleşen dünyamızda, çalışma hayatı da köklü bir dönüşümden geçmektedir. Geleneksel ofis ortamının yerini giderek daha fazla uzaktan çalışma modelleri alırken, bu esnek yapı beraberinde pek çok hukuki meseleyi ve riski de getirmektedir. Özellikle 2026 yılı itibarıyla Türk mevzuatında ve Yargıtay içtihatlarında uzaktan çalışma sözleşmelerine ilişkin önemli güncellemeler ve değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu makale, hukukportali.com okuyucularını uzaktan çalışma sözleşmelerindeki güncel riskler, işveren ve çalışanların hak ve yükümlülükleri konusunda bilgilendirmeyi amaçlamaktadır.

Uzaktan Çalışma Mevzuatındaki Güncel Gelişmeler ve Kapsamı

Uzaktan çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde “işçinin, işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde ya da teknolojik iletişim araçlarıyla işyeri dışında yerine getirmesi esasına dayalı ve yazılı olarak kurulan iş ilişkisi” olarak tanımlanmıştır. Bu tanım, işçinin belirli bir işyeri sınırları dışında, teknolojinin sağladığı imkanlarla işini yürütmesini ifade eder.

4857 Sayılı İş Kanunu ve Uzaktan Çalışma Yönetmeliği

Uzaktan çalışmaya ilişkin temel düzenleme, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi ve bu maddeye dayanarak çıkarılan Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’dir. Yönetmelik, uzaktan çalışma sözleşmelerinin kurulması, içeriği, işverenin yükümlülükleri, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, kişisel verilerin korunması gibi konularda detaylı hükümler içermektedir. 2026 yılı güncel mevzuatına göre, geçerli bir uzaktan çalışma ilişkisi için sözleşmenin yazılı olarak yapılması zorunludur ve bu yazılılık şartı, ispat kolaylığının ötesinde bir geçerlilik (sıhhat) şartı niteliğindedir. Sözleşmede işin tanımı, yapılma şekli, çalışma süresi, mola düzenlemeleri, ekipman kullanım koşulları, siber güvenlik protokolleri, gider karşılama esasları ve KVKK yükümlülükleri açıkça belirtilmelidir.

2026 Yılında Öne Çıkan Düzenlemeler ve Cumhurbaşkanlığı Kararları

2026 yılı, uzaktan çalışma hukukunda bazı önemli gelişmelerle öne çıkmaktadır. Özellikle teknoloji geliştirme bölgeleri (TGB) ile Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde uzaktan çalışma oranlarına ilişkin 25 Aralık 2025 tarihli ve 10766 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yayımlanmıştır. Bu Karar ile 1 Ocak 2026 - 31 Aralık 2026 tarihleri arasında (bu tarihler dahil) bilişim personeli için %100, bunlar dışındaki personel için ise %75 uzaktan çalışma oranı belirlenmiştir. Bu düzenleme, belirli sektörlerde uzaktan çalışmanın teşvikini ve yasal güvencesini sağlamaktadır. Ayrıca, 2026 yılı için “Uzaktan ve Esnek Çalışma Yönetmeliği”nin yürürlüğe girmesi beklenmekte olup, bu yönetmelik ile uzaktan çalışma mevzuatının daha detaylı, öngörülebilir ve güvenceli hale getirilmesi hedeflenmektedir. Kamuda ise esnek çalışma mevzuatı hazırlık aşamasındadır ve Cumhurbaşkanlığı 2026 Yılı Yıllık Programı kapsamında kamu personeli için hibrit ve uzaktan çalışma modellerini düzenleyecek mevzuat çalışmaları sürmektedir.

İşverenler Açısından Uzaktan Çalışma Sözleşmelerindeki Temel Riskler

Uzaktan çalışma, işverenlere operasyonel esneklik ve maliyet avantajları sunarken, aynı zamanda ciddi hukuki riskleri de beraberinde getirmektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri ve İş Kazası Riski

İşverenler, uzaktan çalışanları için de 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almakla yükümlüdür. Ancak işin işyeri dışında ifa edilmesi, işverenin bu yükümlülüğünü yerine getirmesini zorlaştırmaktadır. İşçinin evinde veya uzaktan çalıştığı başka bir ortamda meydana gelen kazaların “iş kazası” sayılıp sayılmayacağı önemli bir tartışma konusudur. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi iş kazasını, "sigortalının işyerinde bulunduğu sırada veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen" olay olarak tanımlamaktadır. SGK'nın 2023/11 sayılı Genel Yazısı ile, uzaktan çalışmanın yapıldığı mekanın "işin yürütüldüğü yer" olarak kabul edilmesi yönünde bir içtihat oluşmuştur. Buna göre, evde veya uzaktan bağlantı ile çalışırken meydana gelen kazalar, işin yürütümüyle illiyet bağı kurulabildiği ölçüde iş kazası sayılabilecektir.

Yargıtay içtihatları da iş kazası tespitinde olayın ani ve dıştan gelen bir etkenle meydana gelmesi, sigortalının bedenen ya da ruhen zarara uğraması, olayın işin yürütümüyle bağlantılı olması ve illiyet bağının bulunması gibi unsurları aramaktadır. İşverenin, çalışanların evde çalıştıkları ortamın güvenli olup olmadığını kontrol etmesi, bu konuda rehberlik sağlaması, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermesi ve ergonomik çalışma düzeni hakkında bilgilendirme yapması gerekmektedir. Aksi takdirde, iş kazası riskleri sadece idari para cezalarına değil, tazminat ve cezai sorumluluklara da yol açabilecektir.

Çalışma Sürelerinin Tespiti ve Fazla Mesai Sorunu

Uzaktan çalışmada mesai saatlerinin takibi ve fazla mesai hesaplamaları, işverenler açısından önemli bir risk teşkil etmektedir. Klasik iş düzenindeki gibi belirli bir saat aralığına bağlı çalışılmaması, işçinin "her an ulaşılabilir" olduğu algısını doğurarak çalışma süresinin belirsizleşmesine neden olabilmektedir. İş Kanunu günlük çalışma süresini 11 saatle, haftalık 45 saatle sınırlandırmış olsa da, uzaktan çalışmada bu sınırların tespiti zorlaşmaktadır.

Yargıtay kararlarında, fazla mesainin somut delillerle ispatı aranmakta olup, salt tanık beyanları çoğu zaman yeterli görülmemektedir. Özellikle dijital deliller, Yargıtay'ın uzaktan çalışma fazla mesai taleplerini değerlendirirken başvurduğu önemli ispat vasıtalarıdır. Telefon görüşmeleri, sistem giriş-çıkış saatleri, e-posta yazışmaları ve kullanılan uygulamalardaki aktiviteler gibi dijital kayıtlar, fazla mesainin ispatında kilit rol oynamaktadır. İşverenlerin, uzaktan çalışanların mesai saatlerini dijital olarak kayıt altına alacak sistemler kurması ve çalışma zamanlarını net şekilde belirlemesi elzemdir. Bakırköy 9. İş Mahkemesi tarafından verilen ve Yargıtay uygulamasına atıfta bulunan bir kararda, davacı çalışanın fazla mesai yapıldığını ispat amacıyla sunduğu e-posta iletilerinin, işin başlama ve bitiş saatleri ile günlük fiili çalışma süresini ortaya koymadığına hükmedilerek fazla mesai ücret talebi reddedilmiştir. Kararda, evden yapılan çalışmalarda, çalışanların esnek çalıştığının kabul edildiği ve davacı çalışanın da mesai saatlerini kendisinin belirlediği vurgulanmıştır. Bu da iş sözleşmelerinde mesai takibi ve fazla mesai kurallarının net bir şekilde belirlenmesinin önemini ortaya koymaktadır.

İşverenin Denetim Yetkisi ve Sınırları

Uzaktan çalışmada işverenin denetim yetkisi, işçinin özel hayatının gizliliği ve konut dokunulmazlığı gibi temel hakları nedeniyle sınırlıdır. İşveren, işçilerin performansını ve çalışma disiplinini kontrol etmek amacıyla çeşitli dijital araçlardan yararlanabilir. Ancak bu denetim, orantılılık ve şeffaflık ilkelerine uygun olmalı, işçinin açık rızası olmadan kişisel alanına müdahale niteliği taşımamalıdır.

Yargıtay, işçinin izni olmadan yapılan denetim uygulamalarını, özellikle işçinin kişisel alanına müdahale niteliği taşıyorsa hukuka aykırı saymaktadır. İşverenin denetim araçlarını kullanmaya başlamadan önce işçiye bu konuda detaylı bilgi vermesi ve yazılı rıza alması gerekmektedir. Aksi takdirde, yapılan denetim hukuka aykırı kabul edilebilir ve elde edilen veriler delil olarak kullanılamaz, hatta işveren aleyhine sonuç doğurabilir. İşveren, denetim hakkını kötüye kullanması halinde ciddi hukuki sonuçlarla karşılaşabilir. İş sözleşmesinde, işçinin hangi saatlerde çalışacağı, hangi araçlarla denetim yapılabileceği, performans ölçüm yöntemleri ve kullanılan yazılımların net bir şekilde belirtilmesi ve işçiye bir örneğinin verilerek açık rızasının alınması, hem işverenin denetim hakkını yasal zemine oturtur hem de işçinin kişisel haklarının sınırlarını bilmesini sağlar.

Ekipman Temini ve Giderlerin Karşılanması

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği uyarınca, uzaktan çalışanın mal ve hizmet üretimi için gerekli malzeme ve iş araçlarının iş sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa işveren tarafından sağlanması esastır. İşveren, uzaktan çalışan personeline işin ifası için gerekli olan bilgisayar, monitör, ergonomik ekipmanlar, çevre birimleri ve güvenli kurumsal ağlara (VPN) erişim imkanlarını sağlamakla mutlak şekilde yükümlüdür.

Giderlerin karşılanması da uzaktan çalışma sözleşmelerinde sıkça ihtilaf konusu olan bir diğer başlıktır. Elektrik, internet ve ısıtma gibi ev giderlerinin işveren tarafından karşılanması, iş sözleşmesinde açıkça düzenlenmelidir. Yargıtay'a atıf yapılan bir Bakırköy 9. İş Mahkemesi kararında, çalışanın uzaktan çalışma kapsamında yaptığı elektrik, internet ve yemek masraflarının işveren tarafından karşılanması gerektiğine dair bir işyeri uygulaması olmadığına dikkat çekilerek, bu taleplerin reddine hükmedilmiştir. Bu durum, iş sözleşmesinde veya ek protokollerde bu tür giderlerin nasıl karşılanacağının net bir şekilde belirtilmesinin önemini göstermektedir. Aksi takdirde, bu giderler işçi üzerinde haksız bir yük oluşturabilir veya uyuşmazlıklara yol açabilir.

Çalışanlar Açısından Uzaktan Çalışma Sözleşmelerindeki Temel Riskler

Uzaktan çalışma, çalışanlara zaman ve mekan esnekliği sunarken, bazı önemli riskleri de barındırmaktadır.

Kişisel Verilerin Korunması ve Özel Hayatın Gizliliği

Uzaktan çalışma ortamında, işveren tarafından sağlanan veya işçinin kendi kişisel cihazlarında kullanılan sistemler aracılığıyla işlenen kişisel verilerin korunması büyük önem taşımaktadır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), işvereni "veri sorumlusu" olarak kabul etmekte ve işçiye ait kişisel verilerin korunması için gerekli teknik ve idari tedbirleri alma yükümlülüğü getirmektedir.

İşveren, işçilerin kişisel verilerini ve şirketle ilgili gizli bilgileri uzaktan çalışmada nasıl güvenli bir şekilde koruyacağını netleştirmelidir. Çalışanların kişisel verilerinin işlenmesi, saklanması ve üçüncü şahıslarla paylaşılmasına ilişkin açık rızalarının alınması KVKK kapsamında zorunludur. Aksi takdirde, işveren ciddi para cezaları ve tazminat yükümlülükleriyle karşılaşabilir. Çalışanlar, veri güvenliği politikaları hakkında bilgilendirilmeli, siber güvenlik protokollerine uymalı ve kişisel cihazlarında şirket verilerini bulundurmamaya özen göstermelidir. Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'nin 11. maddesinde de "İşveren; uzaktan çalışanı, işyerine ve yaptığı işe dair verilerin korunması ve paylaşımına ilişkin işletme kuralları ve ilgili mevzuat hakkında bilgilendirir ve bu verilerin korunmasına yönelik gerekli tedbirleri almalıdır" hükmü yer almaktadır.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Durumları

Çalışanlar için uzaktan çalışmada iş kazası ve meslek hastalığı riskleri, işyerindeki duruma göre farklılık gösterebilir. Ev ortamında meydana gelen kazaların iş kazası sayılabilmesi için illiyet bağının yani kazanın işin yürütümüyle bağlantılı olduğunun ispatı kritik öneme sahiptir. Çalışanların, çalışma saatleri içinde ve işin niteliği gereği meydana gelen kazaları işverene derhal bildirmesi, ispat açısından önemlidir. İşveren, uzaktan çalışanlara iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermeli ve ergonomik çalışma koşulları hakkında bilgilendirmelidir.

Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik ve İş Güvencesi

İş hukukunun temel ilkelerinden biri olan işçinin rızası prensibi gereği, işverenler herhangi bir zorunluluk veya kriz durumu (pandemi, deprem vb. mücbir sebepler hariç) olmaksızın, personeli tek taraflı bir yönetim kurulu kararıyla uzaktan çalışmaya zorlayamazlar. Uzaktan çalışmaya geçiş veya uzaktan çalışmadan tekrar ofise dönüş, her iki tarafın karşılıklı mutabakatını (muvafakat) gerektirir. Bu kural, işçinin evini rızası dışında bir üretim aracına dönüştürmesini engelleyen temel bir güvencedir.

Uzaktan çalışmanın esaslı bir değişiklik olarak kabul edildiği durumlarda, işverenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22. maddesindeki usule uygun hareket etmesi gerekmektedir. Bu maddeye göre, işveren çalışma koşullarında esaslı bir değişiklik yapmak istediğinde, bu durumu işçiye yazılı olarak bildirmeli ve işçi altı iş günü içinde bu değişikliği kabul etmezse, değişiklik işçiyi bağlamaz. Aksi halde, işçi iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir ve kıdem tazminatına hak kazanabilir.

Uyuşmazlıkların Çözümü ve Yargıtay Kararları Işığında Değerlendirmeler

Uzaktan çalışma sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, Yargıtay kararları emsal teşkil etmekte ve hukuki bir yol haritası sunmaktadır.

Fazla Mesai İspatında Dijital Delillerin Önemi

Yargıtay, uzaktan çalışmada fazla mesai taleplerinin ispatında dijital delillere büyük önem vermektedir. Elektronik yazışmalar, sistem giriş-çıkış kayıtları, VPN log verileri ve hatta tanık beyanlarıyla uyumlu telefon kayıtları gibi deliller, fazla mesainin ispatında kritik rol oynamaktadır. Özellikle Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 20.06.2018 tarihli, 2015/34907 E. ve 2018/15287 K. sayılı kararında (doğrulanamadı), fazla mesainin ispatı için salt tanık beyanlarının yeterli görülmediği belirtilmiştir. Aynı şekilde, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2013/10875 E., 2015/6980 K. sayılı kararında (doğrulanamadı), home-office çalışan davacının mesai saatlerini kendisinin belirlediği gerekçesiyle fazla mesai talebi reddedilmiştir. Bu kararlar, işverenlerin çalışma sürelerini kayıt altına alması ve çalışanların da yaptıkları fazla çalışmaları somut delillerle desteklemesi gerektiğini vurgulamaktadır.

İş Kazası İspatında İlliyet Bağı

Uzaktan çalışmada iş kazası olarak kabul edilen olaylarda, illiyet bağının yani kaza ile işin yürütümü arasındaki doğrudan ilişkinin ispatı temel bir unsurdur. Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları, dijital delillerin (VPN kayıtları, log verileri, e-posta zamanları) iş kazası tespitinde delil niteliği taşıdığını kabul etmektedir. Çalışmanın yapıldığı mekanın "işin yürütüldüğü yer" olarak kabul edilmesi yönündeki SGK içtihadı da bu noktada yol göstericidir. İşçinin işini yaparken meydana gelen bir kaza, eğer iş ile bağlantısı kanıtlanabilirse iş kazası kapsamına girecektir.

Sözleşmesel Düzenlemelerin Önemi

Uzaktan çalışma sözleşmelerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi ve olası uyuşmazlıkların önüne geçilebilmesi için, İş Kanunu ve Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'ne uygun, detaylı ve açık sözleşmeler hazırlanması hayati öneme sahiptir. Sözleşmelerde; işin tanımı, yapılma şekli, çalışma süresi, fazla mesai koşulları, ekipman temini, giderlerin karşılanması, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, veri güvenliği protokolleri ve denetim mekanizmaları açıkça belirtilmelidir. Bu sayede hem işveren hem de çalışan hak ve yükümlülüklerini net bir şekilde bilecek, hukuki belirsizlikler en aza indirgenecektir. Hukukportali.com olarak, uzaktan çalışma sözleşmelerinin hazırlanması ve mevcut sözleşmelerin güncel mevzuata uyarlanması süreçlerinde profesyonel hukuki destek alınmasının önemini bir kez daha vurgulamaktayız.

Sonuç

Uzaktan çalışma, modern iş hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir ve 2026 yılı itibarıyla Türk mevzuatında ve Yargıtay içtihatlarında önemli bir yer tutmaktadır. İşverenler ve çalışanlar için sunduğu avantajların yanı sıra, iş sağlığı ve güvenliği, çalışma sürelerinin takibi, kişisel verilerin korunması ve denetim yetkisi gibi konularda önemli hukuki riskleri de barındırmaktadır. Bu risklerin minimize edilmesi ve uyuşmazlıkların önüne geçilmesi, öncelikle güncel mevzuata uygun, detaylı ve şeffaf uzaktan çalışma sözleşmelerinin hazırlanmasıyla mümkündür. Ayrıca, işverenlerin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi, çalışanların da hak ve sorumlulukları konusunda bilinçli olması, uzaktan çalışma ilişkisinin sağlıklı ve verimli bir şekilde sürdürülmesinin anahtarıdır. Yargıtay kararları, özellikle fazla mesai ve iş kazası ispatında dijital delillerin önemine vurgu yaparak, taraflara yol göstermektedir.

Yazan: Avukat Ceren Sumer Cilli


Yazar

Avukat Ceren Sümer Cilli

Kıdemli Hukuk Editörü

Hukukportali.com için güncel mevzuat, içtihat ve uygulama odaklı içerikler üretir.

Benzer İçerikler